hoşça kal, boş ve çakal 2006. hatırlamak dahi istemiyorum. elim varmıyor hakkında tek satır yazmaya. haftalar boyu yatışmayı bekledim. kelimeleri serbest bıraktım aklımda, hepsi birbirinden sivri, hepsi birbirinden delici, nefret dolu yeni yıl konfeti. gittim buralardan yüzünü gözünü kırıp, parça parça yağdırmamak için...
boş ümitler boş vaatler, tutulmayan sözler, dışarıdan parlak, içi kara delik, çıkar dolu, küçük tanrıcıkların büyüttüğü "sahne dünya". aylarca kendi işlerime bakamadım, kendi siteme girip iki satır yazmak istemedim, cevapsız beklentilerin, cevapsız çağrıların, hayırsız evetsiz beyaz sisin çökmesini, yakamdan düşüp beni çökertmemesini bekledim.
kutladım yeni yılı, eskisine hoşçakal bile demeden. uzaklaşmasını bekledim iyice. 27 gün sonra; hoşçakal 2006. senden önce ben gittim. gittim "ben" oldum, sensizliğe geri geldim. bir farkı var mı 2007'nin senden? umrumda değil. sahte insanların, adı lekenecek diye saldırdıkları, korktukları, sanal ve elektronik direnişlerinin ardındaki çölde, aç ve susuz debelendikleri gerçeğini 2007 mi değiştirecek?
beni ilgilendirmiyor artık. artık biliyorum ki ben kendim için buradayım. yavuz çetin'i dinliyorum bana "her şey biter" diyor. her şey bitiyor, çok güzel özetliyor, insanın içi burkuluyor. ağzımı toplamaya çalışıyorum, kelimelerin her biri diğeri ile yarışıp öne çıkmaya çalışıyor. dilimi tutamıyorum, özürüm hazır, kemiği yok.
giden, durmasın gitsin, kalan kalıyor. hiç önemli değil, bir sonraki otobüse biner giderim varacağım yere, gün batar, nasılsa yenisi doğar, çok değil biraz mızmızlanırım neticede atlatırım. depresyonu sevmem, sevemem, yaşamayı, hayatı, güneşi, denizi, rüzgarı severim. sevmediklerime iki satır söz yazar, bir yere kitlerim.
tükenelim, tüketelim, harcayalım, harcanalım, sesimiz çıkmasın, hepimiz susalım. sen beni arama, internette adını aradığında benim sitemle karşılaşınca "sözde" sana ulaşmayan sesimden adını aklamaya çalış, beni değiştirmiyor ki, sen bende aynısın, bende taşıdığım seni değiştirmiyor, değiştiremez 2 satırlık özürün. Sende kalan seni temizle, cilala ve parlat, sil benim lekelerimi. istediğin bahaneyi seç, kendini mutlu et. yine de bendeki seni değiştirmiyor. tüket, bir buket bahaneyi kendi kulak arkana süs et.
ben, benimle kalırım, dostlarımın sağ koltuğunda dünyayı turlarım, yine kendimi bulur, aklımın odalarındaki fotoğrafları tazeler, kurallarını hiçe saymaya devam ederim. çarpık, üretmeden tüketen, çalıp, benzetip, yedirip devam eden, falsolu gollerinin, maddi tacını taktığın başını, sonunu bilerek reddeder, benim gibi düşünen, hissedenler ile mutlu olurum.
2007... sıra sana geldi.












Cmt, 2007-01-27 16:52
Gerçekten benim de hatırlamak istemediğim bir yıl oldu 2006.
Seni yıkmayan acı güçlü kılar mottosuna sığınmak lazım.Ve geriye dönüp melankoli yapmadan sadece mantık sınırlarında acaba ben nerede yanlış yaptım ya da neyi yapamadım demeli insan ve birikim toplamalı iyimser ve pozitif yönde hayata nah çekebilmek için.
Dostlar arasında ,sağlık, huzur ve başarı içinde geçsin gelecek yıllar.
C'mon here dear boy have a cigar!
Yorum göndermek için Giriş yapın ya da Kayıt olun »