qube

faruk tarafından Paz, 2006-03-26 00:01 tarihinde gönderildi.
qube, 2001 yılının ağustos sıcaklarında bir sabah web sayfası yapmaktan ne kadar sıkıldığımı farketmem ve web tasarımı bırakıp müziğe kesin dönüş yapmam ile kurduğum biricik grubumdu. tam bu sıralarda radio contact'de program yapıyor olmam sanıyorum bendeki seçim kavgasını başlatmıştı. iyi süpermen ve kötü süpermen (superman değil evet) biri radyoda çaldığım parçalara ağırlık vermem için yükleniyor, diğeri de pasif bir şekilde bilgisayar karşısında oturup kas erimeleri, göz tansiyonu gibi problemlerle cebelleşip bu yolda beni ilerletmeye çalışıyor. Bir gün gitarımı kapıp gitsem programa parçaları cd'den çalacağıma kendim çalsam diyorum, diğer yandan cesaret edemiyorum. Bir yanımda Okan Bayülgen, diğer yanımda Levent Erim, Janset, Renan Kaleli...

kan ter içinde uyanıyorum, gözümdeki tozlu yapışkan tabaka adeta silinmiş gitmiş. "Grup kurmak istiyorum" diyorum ve aynı gün sokakta bana çalacak ve ilerki günlerde sağlam dostluklara imza atacak insanlarla resmen tesadüfen tanışıyorum.

3-4 parça kararlaştırıp stüdyoya kapanıyoruz. Mutluyuz, heyecanlıyız ve hırslıyız. Çok geçmeden 34 parçalık repetuarla sağa sola gidiyor ve çalmaya başlıyoruz.

Kadıköy Buddha Bar'a kapağı atmamızla qube, qube olmaya başlıyor. Gavurların parçalarını alıp aynısını çalmaktan ziyade kendimize benzetmeye çalışıyor mutlu mesud geçiniyoruz. Çaldığımız geceleri diğerlerinden ayıracak minik oyunlar oynuyoruz. Şapka gecesi düzenliyoruz, o gece olayı duyan herkes kafasında şapka ile geliyor, yok efendim bahar ayında şort gecesi, hayda herkes şortlarla, ekşi sözlük zirvesi, bu sefer sahneden insanların rumuzları okunuyor "eğlence, eğlence" diye bağırmalar falan filan... Minik bir program yazıp gecekusu.com adresinde cebren ve hileyle Buddha Bar'ı ilk beşin içine sokuyoruz!?.. Neticede hiç bir şey umrumuzda olmadan nereden geldik nerelere gidiyoruz diye bakmadan çalıyoruz.

qube'a bir de web sitesi açıyorum, orada her hafta yapılacak organizasyonlar ile ilgili minik flash animasyonlar yayınlıyorum. qube'dan gayrı istediğimiz hiç bir şey yok.

Lakin bu yorgunluğu dahi tatlı 3 senenin sonunda olayın bitmesi gerektiğine inancım artmaya başlıyor. İlerlemek gerekiyor. Örneklerini gördükçe, kendime ben yıllarca barda başkalarının parçalarını çalan birisi olamam diyorum, bir sabah saat 10 civarında Ozan'ı arayıp grubu bırakıyorum.

Her ne kadar, o tuvalet kokan, o leş ve keş barlarda çalmaktan sonsuz haz alsam da baştan hedeflediğim yola gitmek için enerjimi başka yere vermem gerektiğini biliyorum. qube süresince de uğraştığım bestelerime yoğunlaşmak için, buruk ve gözü yaşlı bir şekilde grubu kendi minik tarihine gömüyorum.

Kimi zaman çok özlesem de, "aaah ah!" desem de, her bara gidişimde o safhayı geçtiğimi çok net olarak görüyor ve kendime geliyorum. Bu aynı lise yıllarını özlemeye benziyor, keşke yeniden lisede okusam denir ama o okulun gerçek ortamını hatırlayınca insan mezun olduğuna şükürler eder.

Benim evim diyebileceğim Buddha Bar'ın sahibi Mahmut Karaboğa'nın barı ile ilgili söylediği bir söz vardır, "Bu kapıdan bir çok müzisyen girer, olgunlaşan kalır". Bu bar dünyası ile ilgili bildiklerimin neredeyse tamamını bu adamdan öğrenmişimdir, ama emin olduğum bir şey var ki, bir barın kapısından bir müzisyen girer, olgunlaşırsa yoluna gider. Orada kalıyorsa bu işte bir hata var demektir. qube da budur, bar bir kozalaktır, qube o kozalakta can bulur, gelişir, büyür, bir gün kozalağı deler, kanatlarını açar uçar ve gider...
baris resmi
baris Says:
Paz, 2006-03-26 00:41

çok $ukela oldu bu roksıtarım kübfarukum. o günlere gittim resmen.kemal beyciimin sayko fotosu da ayrı bi güzellik.)


faruk resmi
faruk Says:
Salı, 2006-03-28 11:43

sayko kemal, psycho killer çalarken kemal'in araya samba mambo jumbo rambo ritmleri sokmasına istinaden çıkmış bir olaydı. bir gün "lütfen sayko kemal demesen" şeklinde kibarca rica etmişti... Bir de Barış bey siz bilmezsiniz belki ama bu adamın geyikli kazakla sahneye çıkmışlığı vardı... Bir fotoğraf makinemiz yoktu ki sonsuzlaştıralım görüntüyü... Kemal, Berk, Ozan, Çağlar, Erkan, Burak bunların hepsi efsane adamlar bence.


rachel resmi
rachel Says:
Salı, 2006-03-28 08:44

Bak şimdi sabah sabah nostalji oldum bu yazıyı okuyunca zira ilk kuruluş aşamasından son zamanlarına kadar anlattığın bütün detayları hemen hemen çok net bir şekilde hatırladığımı söylemeliyim :)) Bu safhalarda neler yaptığımı, o zamanki çalıştığım işi ve hayatımı da şöyle bir gözden geçirmiş oldum şimdi, elbette ekşi sözlük zirvesi de unutulmayacak güzel zamanlardandır hayatımda :) Hey gidi...


faruk resmi
faruk Says:
Salı, 2006-03-28 11:38

ben eski siteyi görünce çok garip oldum. zamanda yolculuk ettim. o günlerin heyecanına döndüm geldim bi. :)


biloumba resmi
biloumba Says:
Pzt, 2006-10-23 03:42

seninle ilk seninle taniştiğimiz günü, stüdyodan çikip gruba isim bulmaya çalişimizi , repetoir yapmak için edilen kavgalari vs... çaldiğimiz barlarda sahnelerde bi ton ani , bariz hüzünlendim okuyunca ,çok güzel şeyler yaşamişiz...